GÜLAY YAŞAYANLAR & MÜMTAZ SAĞLAM
1960’lı yıllarda New York’ta birbirinden bağımsız hareket eden bir grup sanatçının, yöntem benzerliklerini vurgulamak ve belirsizliğe atıflı, tasarımsal, monokrom, soyut ve üç boyutlu çalışmalarını ortak bir kapsam altında nitelemek için minimal sanat veya minimalizm sözcükleri kullanılır. (1) Kısa bir zamanda modernist bağlamını, olgun bir biçim idealizmi peşinde yücelten bu anlayışı, esasen 1950’li yıllarda ivme kazanan soyut dışavurumculuğa karşı gelişen tepkisel bir tavır olarak değerlendirmek yanlış olmaz. Diğer yandan kavramsal sanatın gelişimine katkı sağlayan bir dinamik olarak da değerlendirilen minimalizmi, duygusal yayılımı ve dışavurumcu jestleri karşısına alan, tasarımsal bir biçimleme üzerinden modernist bütünlüğe ulaşmaya çalışan, saf ve salt biçimci bir iradeyi öne çıkaran akılcı bir sanat anlayışı olarak tanımlamak yerinde olur.
Minimalistlerde sanatsal ifadeyi aşkın bir düzenlemeye taşıyan biçimci irade, bütüncül bir kavrayışı; mekân, derinlik, denge ve düzenleme şekli olarak aşırı modern bir niteliğe kavuşturur. Bu hâliyle geometrik soyut anlayıştan farklı bir alana çekerek, ilişkisel durum yaratma ve denge arayışıyla yalın bir biçimsellikle yüzleşmeyi ve esasen tekrarı, yöntemsel durum olarak savunur. Belki de bu yüzden; disiplin, düzen ve denge arayışı içinde beliren ve giderek heykele yakınlaşan minimalist yapıtlar, renksiz, ifadesiz ve anlamdan arınmış gibi görünür. İşlenen malzemenin nesnel karakteri, endüstriyel niteliği, soğukluğu ve/veya ilişkilendirilme ya da istiflenme şekli nedeniyle, soyut ve mesafeli bir görüntü oluşturur. Dolayısıyla, minimalist sanat üretiminin merak uyandıran bir üretim seyrinden çok specific objects, anti-form, structure, grammer gibi terim ve kavramlarla ilişkili, resim ile heykel arasında belirginleşen ortak bir eylem alanında dinamik, yaratıcı ve bağımsız bir sürekliliğe sahip olması oldukça önemlidir.
Burada kastedilen eylem alanı, düşünsel ve tasarımsal bir bakışla, sistematik tekrarla oluşturulan yaratıcı süreçlerin biçimlediği kurgusal bir yüzeye, düz ve opak aynı zamanda nesnel bir olguya karşılık gelmektedir. Merkezî olmayan ve yer yer dekoratif görünebilen bu arayüzün, birbiriyle ilişkili organik örüntü parçalarından oluşan bir görsel bütünlüğe kavuşması normaldir. Dahası bu durum aslında, Hal Foster’ın da ifade ettiği üzere, yüzeyin merkezsizleştirilmesi ve insansızlaştırılması anlamına gelmektedir. minimalist sanat; öncelikle, ifadesiz bir düzlemde yalın, soyutlanmış formlarla ikonografik bir doğrudanlıkla biçimci bir estetiği var etmektedir çünkü… Açık bir radikalizm içinde benzer kavrayışları bütünleştiren hem geç modernist bir hareket, hem de yeni avangard bir eğilim olarak sanatın tanım ve eylem alanına yönelik saf biçimsel ve mekânsal deneyimlerle katkıda bulunmaktadır. (2)
deneysel değişim süreci: aşkınlaşma, ikonikleşme ve kavramsallaşma
Minimal sanat eserinin bağımsızlığı ve basitliği aslında nesne olarak algılanmasını güçlendiren bir belirsizlik yaratır. Soyut ve durağan formların, geri planda nasıl bir anlam derinliği yarattığı konusu bu bakımdan tartışmalıdır. Üretim sürecini karakterize eden deneysel değişim, bir aşkınlaşma ya da ikonikleşme meselesi ve kavramsallaşan bir durum olarak açıklanabilir. Değillenen tüm diğer şeyler nedeniyle burada oluşan mesafe duygusu, nesne-form ve uzam ilişkileri üzerinden duyumsanan ironik bir yalnızlığı da sanki barındırır. O yüzden, minimalizmin salt saf biçimler, akılcı düzenlemeler soyut ve kavramsal düşünceler üzerinde yapılandığı yönündeki tanımlar eksik gibidir.
Buradaki üretim dinamiğinin, özne-uzam ve zaman arasında yakaladığı duygusal ve tinsel boyutun, bu yalın biçimci üretimi katmanladığı ortadadır. Sözgelimi Richard Serra‘nın metal levhalarda kurduğu One Ton Prop /House of Card (1969) adlı düzeneğin, geometrik formlarla oluşturulmuş hâli ile metal doku-zaman gerçekliği üzerinden yakaladığı dramatik algılamayla, geç modern bir ara dönem süreksizliği içinde kendi aurasını öncelediği ortadadır. Ki, Serra’nın enstalasyonlarında metal levhanın zaman içinde kendine daha belirgin bir ifade düzlemi oluşturduğu da anımsanmalıdır.
Bu bakışla, minimalist yapıtların; malzeme gerçekliği ve biçimleme rasyonelliği üzerinden üretim sürecine yansıyan ilişkileriyle, anlam olasılıklarını devrede tutan, saf düşünsel olmayıp yaşamsal-öznel olanın kesişmesine de dayanan formlar olabileceği ileri sürülebilir. Ve/fakat bu durum, minimalist biçimci-maddi gösterimin kendi estetik disiplinini bir kategorik ayrım olarak belirlemesine engel olmamaktadır. Sadece esere bakışta yaşanan kısıtlamaları kaldırmak ve üretimi özgürleştirmek için bu vurguya ve süreç içinde (1960-1980 yıllar) yaşanan değişim ve gelişimi doğru değerlendirmek için bu bilgiye ihtiyaç vardır. Aksi hâlde, Hal Foster’ın da iddia ettiği üzere, tek bakışta kavranan, aşkın bir erdem anını ifade eden bir minimalist eser görmek zordur. (3)
Aslında her minimalist yapıt, kuşkuyla bakılan bir rasyonalizm ile ilişkilendirilmekten de kurtulamaz. Tasarımla biçimlenen bu yan anlamlarla ilişkili mekânsal ve zamansal üretim meselesi; eş zamanlı, içkin ve ardışık, gerilimli ve öznel bir deneyim alanıdır aynı zamanda. Dolayısıyla, bu mutlak form çeşitliliğinin talep ettiği algılamanın, fenomenolojik olarak tarih, dil, cinsellik, din ve iktidar gibi referans alanlarından soyutlanarak değerlendirilmesi sorunlu olacaktır. (4)
Bu bakış eksikliği yüzünden Minimalist Sanatın, Soyut Dışavurumcu hareket karşısında yeterince güçlü görünmediği ortadadır. Ya da; minimalistlerin biçimci modernizminin, gelişen postmodern yayılım karşısında yerini sağlamlaştırmakta zorlanmasının nedeni bu olabilir. Kavramsal Sanata yönelttiği ya da aktardığı enerjisiyle; yapı, form, nesne, yüzey, dil ve gerçeklik tartışmalarını güncelleyerek yeni bir ortamda sürdürmesi de zaten bu eksikliği gidermenin zorunlu bir yolu gibidir.
Kaynaklar:
1 1960’lı yıllarda New York’ta yaşayan ve birbirinden bağımsız hareket ederek yapıt üreten sanatçılar: Carl Andre (1935-2024), Dan Flavin (1933-1996), Donald Judd (1928-1994), Sol LeWitt (1928-2007) ve Robert Morris (1931-2018).
2 Bkz. Hal Foster, Gerçeğin Geri Dönüşü / Yüzyılın Sonunda Avangard, Çeviren: Esin Hoşsucu, Ayrıntı Yayınları, Mayıs 2009, İstanbul. sf. 18.
3 Hal Foster, Gerçeğin Geri Dönüşü / Yüzyılın Sonunda Avangard, sf. 69.
3 Hal Foster, Y.a.g.k. sf. 71-72.
Gülay Yaşayanlar & Mümtaz Sağlam Copyright © March 2026, Tüm hakları saklıdır.
A FIle on MInImalIsm at Saglamart (ENGLISH-TURKISH)
minimalism 1/ a purely experimental and fictional construction
minimalism 2 / in pursuit of an aesthetic that creates spatial dynamism
minimalism 3 / the abstract and isolated form of an object
A COLLECTION EXHIBITION
Exhibition view from Minimal, Bourse de Commerce – Pinault Collection, 2nd Floor: Materialism, Gallery 5.
MINIMALIST ARTISTS
MInImalIst ArtIsts at Saglamart (ENGLISH)
MInImalIst ArtIsts at Saglamart (TURKISH)
MINIMALIZM / 5 BOOKS
Daniel Marzona, Minimal Art, Tashen Deutschland, 25. Edition, German, Hardcover, 200 pages, 2009.
James Meyer, Minimalism / Art and Polemics in the Sixties, Yale University Press, English, Paperback, 340 pages, August 2004.
Minimalism, Edited by James Meyer, Phaidon Press, English, Soft Cover, 200 pages, June 2010.
Minimalism, Edited by James Meyer, Phaidon Press, English, Paperback, 304 pages, March 2005.
David Batchelor, Minimalizm, Translation: Tüles Üresin, Hayalperest Publication, Turkish, Paperback, 96 pages, İstanbul 2025.
saglamart; dinamik bir anlayış ile hareket eden, kültür-sanat ortamındaki olay ve olgulara, sanatçı tavırlarına, yapıtlara ve yayınlara odaklanan bağımsız bir yayın etkinliğidir. Tüm hakları saklıdır. Görüntü ve yazılar izinsiz kullanılamaz. / saglamart is an independent publishing initiative driven by a dynamic vision, focusing on events and developments in the cultural-artistic landscape, artist perspectives, works, and publications. All rights reserved. Images and texts cannot be used without permission.
