GÜLAY YAŞAYANLAR & MÜMTAZ SAĞLAM
Carl Andre MinimalistErken Dönem Minimalizmine ivme kazandıran sanatçıların sonraki yıllarda devam eden pratikleri, stratejik bağlantılar nedeniyle adeta başlangıçtaki saf niteliğini yitirmiş gibidir. Bir üslûp yaratma sorunsalı çerçevesinde yapılan tartışmalarla şekillenen ve radikal bir biçim disiplini öneren bu anlayış, adeta eksik bıraktığı ve tepki gösterdiği kimi hususları, sonradan benimseme arayışına girerek, ortaklaşılan hususlara yön veren duyarlılığı terk ederek, bireysel dilin gelişim olasılıklarına odaklanmayı tercih etmiştir. (1)
Minimalist sanatçıların bu süreçte, bir tasarım olgusu hâlinde düzenledikleri ve hızla kavramsallaşan yapıt, soyut bir kavrayışla ve mekânsal bir duyumla ulaşılan bir sonuçtur aynı zamanda. Tıpkı Carl Andre’nin yer düzenlemelerinde de görüleceği üzere malzeme-nesne ve mekân dolayımında gerçekleşen bu dönüşümün, bir zaman ve algının somutlandığı aşkın heykeller olarak nitelendirilmesi kaçınılmazdır. Bütüncül algıyı harekete geçiren bu heykeller, kısa sürede mekânsal dinamizm yaratan, tekrara dayalı, titreşimli ve sessiz bir estetik uyumu hedefler.
heykeli oluşturan unsurların iç mekân dolayımı
Bu kapsamda Donald Judd’un görselleştirme stratejisinin (dilsel) gelişimi, aslında geç modern bir dönüşümle imgenin nesne boyutuna kavuşmasıyla ilgilidir. Bu durum 1960’lı yılların ilk yarısında; düz yüzeyin, hareket ve imgenin olasılıklarının şekillendirilmiş metal yüzeylere ulaştığı yalınlaşma süreci ile açıklanabilir. Biçimleme burada, Judd’un deyimiyle specific object / belirlenmiş nesne’ye ya da heykele dönüşürken, eleştirel bir soyutlama, araştırma ve estetik bir oyun olarak da tanımlanmaktadır aslında. (2) O yüzden Judd’un, duvara bağlı kutu sıraları, birbirine benzer formların belirli aralıklarla tekrarına dayalı yerleştirme ve düzen oluşturma hareketini de bu kapsamda değerlendirmek mümkündür. Zaten bu eylem, düpedüz anlam olasılıklarını devre dışı bırakma çabası olarak ayrıcalık taşımaktadır.
Donald Judd’un sıralı kutulardan oluşan duvar heykeli; düzen, disiplin ve denge koşullarına uygun minimal bir yapılanma içinde, boşlukla girişilen boyutlandırma ile heykeli tamamlayan bir girişimdir. Dolayısıyla burada aralıklı nesne düzenini çevreleyen, boşluğun kültürel bir alan etkisi yaratıp yaratmadığı, heykele psikolojik bir boyut katıp katmadığı konusu hep tartışmalı kalmaktadır. Çünkü, heykeli oluşturan unsurların iç mekân dolayımında, malzeme nötrlüğü ötelenmiş, (tıpkı Robert Morris’in de duyumsadığı üzere) tekrara ve ritme dayalı bir görselliklikle yetinilmiş gibidir. Minimalizm, soyutlama ile iptal ettiği betimlemenin bir parçasını sanki burada saklamakta gibidir. Böylece tekrar ile, betimlemenin göstergesel mantığı altüst edilmektedir. Keza; Dan Flavin de bu süreçte, kullandığı ışık tüplerini benzer bir şekilde yine duvara bağlı bir tuhaf yalnızlık içinde bırakarak, basit fon düzeniyle anlama direnen bir yaklaşım içindedir. Burada tekrarlanan ışıklı formun, nesne olarak taşıdığı işlev, kullanım değeri ya da anlamı ıskalanırken, istif düzeni ve biçim disiplininden türeyen minimal estetikle baş başa kalınır. Dolayısıyla tekrarlanarak takdim edilen nesnenin dolayımsız bir boyutu; soyut, tekil ve mesafeli yalnızlığı ile yapısal ve söylemsel bir tercih olarak kavramsallaştırma eğilimine girildiği açıktır.
psişik ve kültürel bir içerime ihtiyaç duymak
Tam da bu noktada, geometrik form tekrarı ve yoğunluğuyla imgesel bir bütünlüğe ulaşan ve/fakat resimsel renk alanlarıyla bu yaklaşımı çeşitleyen ve duvar yüzeylerine taşıyan Soll LeWitt’in farklılaştığı görülür. Ritim ve tekrar meselesini, örüntü oluşturan alternatif boyutlandırma deneyleriyle daha psişik ve kültürel bir içerimle adeta katmanlayan LeWitt, mekânda kurduğu dolayımsız ilişkilerle, mekâna özgü çeşitlenen ve çoğalan çözümler üretmeyi tercih eder. Yapısal içerimin, hikâye bağlantılarının ya da olasılıklarının reddine dayalı önceliği, nesnenin-formun soyut ve basitlik derecesinde yalıtılmış hâli, yalnızlığına işaret etmekten başka bir anlam bırakmaz ortada.
Merkezsiz ve eşzamanlı kütle, nesne ve imge tekrarı, sıralı düzen estetiği, ızgara veya modüler form ile yüzeyi inşa eden minimalist tavır, düşünsel ve rasyonel bir mantık ya da gerekçe oluşturmak için önemsenmektedir burada. Kimi sanatçılarda bu durumun, form tekrarıyla bir kompozisyona dönüşen düzen fikrini geliştirme çabasının, giderek içsel bir zorunluluk hâline geldiği, kişisel üslûplaşma süreci içinde Minimalizmin içerimini zorladığı bile görülür. (3) Keza Sol LeWitt’in renkle zenginleşen form-motif kullanımı etkili bir şekilde bu gerçekliği örneklemektedir. Sanatçı; tekrara dayalı düzenin yarattığı ritmik ve çekici görsel etkiler eşliğinde, modüler biçim-desen örüntüleri hâlini alan yeni bir estetik duyumu arayan yolculuğuna sonraki yıllarda devam etmiştir zaten…
Minimalist sanatçılar, heykel ve enstalasyon arasında gezinen üretim pratiklerinde hiç kuşku yoktur ki; nesneyi, daha çok Donald Judd’un örneklediği gibi bir düzen, uyum ya da gerginlik ilkesi uyarınca kullanırlar. (4) Yani pek çok çalışma, mevcut düzenin anlamı, basitliği ve doğrudanlığı ile alâkalıdır. Formların benzerliği, eşliği ve çokluğu da burada önceliklidir. Başa dönersek, tekrarla elde edilen genel uyum ise ortak bir hedef gibidir. Genel görsel düzen ile ilişkili bu durum, Judd ve Morris’te iç-deneyime ait benzer ve sıralı formların bu deneyim alanında dışarıyla kurdukları ilişkiyle açıklanabilen bir şeydir. Salt bu bakımdan Judd’un ve Morris’in heykelsi düzenlemeleri, formların kütlesel varlığına hapsolan anlamın psikolojik mahremiyetini içermektedir. İlginç olan da zaten yeterince duygusuz ve steril görünen bu ortamda, bir asgari bütünlük ve anlam olasılığı ya da yoğunluğu olarak bu psikolojik yükün karşımıza çıkıyor olmasıdır. Ancak, nesnenin çokluğu ile parçalanan ve tekrarı ile gücünü yitiren bu psikolojik mahremiyet fikrinin, deneyimle bu şekilde anlaşılma şeklini de aslında reddetmesi beklenir. Ve/fakat her durumda, Judd ile Morris’in ya da Serra ile LeWitt’in geometrik biçim ve tekrar eğilimi; durağan ve sentetik bir iç düzen yaratma pratiği olarak zaten burada bir bakıma heykeli Minimalizmden iyice uzaklaştırmaktadır.
notlar
1 Hal Foster, Gerçeğin Geri Dönüşü / The Return of the Real, Çeviren: Esin Hoşsucu, Türkçe, Ayrıntı Yayınları, Mayıs 2009, İstanbul. sf. 91.
2 Hal Foster, Y.a.g.k., sf. 74.
3 Bkz. Rosalind Krause, Modern Heykelin Dehlizleri / Passages in Modern Sculpture, Çeviren: Sibel Erduran, Everest Yayınları, Ekim 2021, İstanbul.
4 Bkz. Rosalind Krause, Y.a.g.k., sf. 302.
Gülay Yaşayanlar & Mümtaz Sağlam Copyright © March 2026, Tüm Hakları Saklıdır.
A FIle on MInImalIsm at Saglamart
COLLECTION EXHIBITION
Exhibition view from Minimal, Bourse de Commerce – Pinault Collection, 2nd Floor: Materialism, Gallery 5.
MINIMALIST ARTISTS
MInImalIst ArtIsts at Saglamart
MINIMALISM / 5 BOOKS
Daniel Marzona, Minimal Art, Tashen Deutschland, 25. Edition, German, Hardcover, 200 pages, 2009.
James Meyer, Minimalism / Art and Polemics in the Sixties, Yale University Press, English, Paperback, 340 pages, August 2004.
Minimalism, Edited by James Meyer, Phaidon Press, English, Soft Cover, 200 pages, June 2010.
Minimalism, Edited by James Meyer, Phaidon Press, English, Paperback, 304 pages, March 2005.
David Batchelor, Minimalizm, Translation: Tüles Üresin, Hayalperest Publication, Turkish, Paperback, 96 pages, İstanbul 2025.
saglamart; dinamik bir anlayış ile hareket eden, kültür-sanat ortamındaki olay ve olgulara, sanatçı tavırlarına, yapıtlara ve yayınlara odaklanan bağımsız bir yayın etkinliğidir. Tüm hakları saklıdır. Görüntü ve yazılar izinsiz kullanılamaz. / saglamart is an independent publishing initiative driven by a dynamic vision, focusing on events and developments in the cultural-artistic landscape, artist perspectives, works, and publications. All rights reserved. Images and texts cannot be used without permission.
