tufan baltalar: zaman ötesi bir düş dünyası

GÜLAY YAŞAYANLAR

Tufan Baltalar’ın sahici yaşam alanları, yoğunlaşan iç-görüsüyle bizi sürekli gizemli bir zihnî dolaşıma sevk eder. Açıkça, varoluşun incinebilirliğine işaret eden bu yaklaşım; yaşamla ilintili tutkulu bağlantılara kapı aralayan, ruhsal tahribata karşı yeni-romantik esintilerle beslenen ve bu uğurda sürekli bir haz dinamiğini ayakta tutabilen yanıyla dikkat çekicidir.


Tufan Baltalar, “İsimsiz”, Tuval Üzerine Yağlıboya, 50×50 cm. 2016 https://saglamartspace.com/ulusal-sergiler

Nesneleşen doğa ile travmatik beden arasındaki ilişki; genelde, iktidar-insan ve tabi olma üçgeni arasında kurulan güç ilişkilerinden ve yaşanan kayıplardan ibarettir. Bu süreçte psişik deformasyona uğrayan birey, doğal olarak kendine yeni yaşam alanları keşfetmek ya da savunma hatları oluşturmak zorundadır. Başka bir deyişle, çıplak hayat öngörüsünün şartlarını, sadeleştirilmiş bir düş dünyasına dönüştüren ya da içine gizlenebileceği zaman ötesi dünyayı araçsallaştıran bir iradeyi devreye sokmak durumundadır.

Dokunaklı bir hüzünle harmanlanan doğa görüntülerine aşina olduğumuz Tufan Baltalar’ın biçimleme tavrının özünü oluşturan sahici dinamiklerin, sözünü ettiğimiz kopuş ya da arayışla ilgili olduğunu söyleyebiliriz. Baltalar’ın imgeleminde, özellikle evcilleştirilmiş kurgu mekânlara yayılan beden parçaları, hiyerarşinin bozulduğu, gerçeklik arayışlarının ufalandığı, bir dolaşım ağında konumlanmaktadır. Üzerindeki tahakkümden bunalmış, işlevlerinden sıyrılmış halleriyle, eksik ve edilgen bir kimliği ya da varoluşun öteki halini ifade eden bu tuhaf tasavvur, kendi arzu istikrarını ararken rafine hale gelen bu mekânlarda hangi düş ve düşüncelerin devindiğini de açık eder. Müdahale kabul etmeyen bu tür yerler; bir diğer yandan da yabancılaşmanın fikrî bir tezahür olarak bilinçdışına nasıl yaslandığını göstermektedir. Örnekse; tedirgin edici beden parçalarıyla eksik olana yapılan vurgu, bir kimlik krizinin çığlığı gibidir. 

Gerçekten de; Tufan Baltalar’ın lirik bir duyumsama ile tuhaf bir şekilde modellediği bu fantazmatik doğa çalışmaları, kimlik dönüşümüyle alâkalı bir anlatının sınırsız uzamına doğrudan işaret eder: Özellikle de kişinin kendini korumaya aldığı, güvenli bir sığınak olarak kurguladığı ağaç-ev gibi imgelerle yepyeni çağrışımların peşine düşer. Böylece, uzak mesafelere atıflı öte yerler; gök boşluğu, ada, ağaç ya da düşsel bir tuzak gibi duran seyir terası, kişiye özgü duygusal durumları yansıtan bir ikonlaştırma çabasının karşılığı olarak belirir. Beden-ruh ilişkilerinin bu katılığına karşın, muhtelif gerekçelerle parçalanmış bir kimliği, tevazuyla teyelleyen bu iç dünya; gergin ruh halinin ne derecede yalnız ve kırılgan olabildiğini gösteren bir serzeniş içindedir.

Böylelikle; enstalatif dizilimle kurulan doğanın çelişkili ama dinamik gölgeleri ile her bakışta biraz daha çoğalan Tufan Baltalar’ın sahici yaşam alanları, yoğunlaşan iç-görüsüyle bizi sürekli gizemli bir zihnî dolaşıma sevk eder. Açıkça, varoluşun incinebilirliğine işaret eden bu yaklaşım; yaşamla ilintili tutkulu bağlantılara kapı aralayan, ruhsal tahribata karşı yeni-romantik esintilerle beslenen ve bu uğurda sürekli bir haz dinamiğini ayakta tutabilen yanıyla dikkat çekicidir.


İzmir, 2021

ayrıca bakınız: https://saglamart.com/ulusal-sergiler/gizli-gecici-sahte-2

ayrıca bakınız: http://www.pilotgaleri.com/artists/detail/21