Oriol Vilanova, Los restos, 2026, Exhibition view, La Biennale di Venezia, 61st. International Art Exhibition, Spain Pavilion, Giardini. Photo: © Roberto Ruiz.
AVUSTURYA / AUSTRIA
FlorentIna HolzInger: Seaworld VENICE, CURATOR: NORA-SWANTJE ALMES, GIardInI-VenIce
9 May – 22 November 2026, Austrian Pavilion, Biennale Arte 2026, 61st International Art Exhibition, La Biennale di Venezia © Photo by Nicole Wytyczak
Florentina Holzinger offers a critical perspective on the male-dominated understanding of performance art. In the Austrian pavilion—which she has transformed into a restroom and wastewater treatment facility through a performative intervention targeting the pavilion’s iconic architecture, thereby blurring the distinctions between high and low culture—she presents a series of performances featuring nude female artists that have garnered significant attention. Holzinger’s productions, which also engage with theater and dance, possess a highly radical and direct mode of expression. Such practices, which may unsettle the audience, are characterized as a feminist performance series. Here, the artist asks visitors to urinate in one of two portable toilets, claiming to reference the water exchange in the Venice Lagoon’s tidal cycles, and carries out shocking actions in this polluted area. This is particularly evident in the highly acclaimed performance featuring a naked female artist who climbs high, hangs suspended in the air, and becomes a bell clapper. In this artificial marine environment, she ruthlessly reminds us of who we are and what we are doing to the planet—and specifically to Venice’s tourist-filled waters.
Florentina Holzinger, erkek egemen performans sanatı anlayışına eleştirel bir bakış içinde. İnsanlar ve doğa arasındaki iç içe geçmişliğe dair bir yorumunu, yüksek ve düşük kültür arasındaki ayrımların bulanıklaştıran pavyonun tescilli mimarisine yönelik eylemsel tavırla, bir tuvalet ve atıksu arıtma tesisine dönüştürdüğü Avusturya pavyonda çıplak kadın sanatçılarla büyük ilgi gören bir dizi perfomansı sergiliyor. Tiyatro ve dansla da ilgilenen Holzinger’in yapımları, aslında son derece radikal ve doğrudan bir söylem ayrıcalığına sahiptir. İzleyiciyi rahatsız edebilen bu tür uygulamaları, feminist bir gösteri dizisi olarak nitelenmektedir. Burada ziyaretçilerden iki portatif tuvaletten birinde idrar yapmalarını isteyen sanatçı, Venedik Lagünü’nün gelgit döngülerinin su değişimine atıfta bulunduğunu iddia ederek kirletilmiş bu alanda, şok edici eylemler gerçekleştiriyor. Özellikle yükseğe tırmanarak havada asılı duran ve çan tokmağı haline gelen çıplak kadın sanatçının büyük ilgi gören gösterisinde olduğu gibi. Yapay deniz ortamında, ne olduğumuzun ve gezegene (ve özellikle Venedik’in turist dolu sularına) ne yaptığımızı acımasız bir şekilde hatırlatıyor.
İSPANYA / SPAIN
OrIol VIlanova: Los restos, CURATOR: Carles Guerra, GIardInI.
Oriol Vilanova, Los restos (Kalıntılar), Curator: Carles Guerra, 9 May – 22 November 2026, Spain Pavilion, Biennale Arte 2026, 61st International Art Exhibition, La Biennale di Venezia 2026, Giardini. © Photo by Roberto Ruiz
https://www.accioncultural.es/en/spain-pavilion-at-the-61st-venice-art-biennale-2026
The exhibition titled Los restos, housed in the Spanish Pavilion, creates the effect of a temporary museum structured around actions and concepts such as accumulation, repetition and memory. Oriol Vilanova presents an artistic practice shaped by his collection of postcards. It adopts an approach that destabilises the institutional management regimes of museums and critiques them through a daily practice. The postcards used here are fragments of personal correspondence from past eras; they consist of humble images that have entered circulation, bearing writing and notes, sent, forgotten and eventually discarded, and are reintegrated into the system as remnants of lived experiences. The materials used in Los restos –which have lost their function and their time- should be defined not as representations of places or memories, but as fragile witnesses to the transience of memory. And with such a vast collage, Vilanova creates a flawless mural composition, establishing a general space for reflection on the stories that emerge from ordinary materials.
İspanyol Pavyonununda yer alan Los restos adlı sergileme; birikim, tekrar ve hafıza, gibi eylem ve kavramlar arasında yapılandırılmış geçici müze etkisi yaratıyor. Oriol Vilanova sahip olduğu kartpostal koleksiyonuyla şekillenen sanatsal bir uygulama gerçekleştiriyor. Müzelerin kurumsal yönetim rejimlerini istikrarsızlaştıran ve günlük bir pratik üzerinden eleştiren bir yaklaşım içinde. Burada kullanılan kartpostallar, geçmiş dönemlere ait kişisel yazışmaların parçaları; dolaşıma girmiş, üzerind yazı ve notlar içeren, gönderilmiş, unutulmuş ve sonunda da atılmış mütevazı görüntülerden oluşuyor ve yaşanmış deneyimlerin kalıntıları olarak sisteme yeniden dahil ediliyor. Los restos’ta kullanılan artık işlevini ve zamanını yitirmiş bu materyalleri, yerlerin veya anıların temsilleri olarak değil, hafızanın gelip geçiciliğine dair kırılgan tanıklar olarak tanımlamak gerekir. Ve bu denli büyük bir kolajla Vilanova, kusursuz bir duvar resmi kompozisyonu oluşturarak, sıradan malzemelerden süzülen hikâyeler üzerine genel bir düşünme alanı tanzim ediyor.
JAPONYA / JAPAN
EI Arakawa-Nash: Grass BabIes, Moon BabIes, CURATORS: LIsa HorIkawa AND MIzukI TakahashI, GIardInI.
9 May – 22 November 2026, Japan Pavilion, Biennale Arte 2026, 61st International Art Exhibition, La Biennale di Venezia © Photo by Luca Zambelli Bais, Courtesy: La Biennale di Venezia
Grass Babies, Moon Babies, located in the Japan Pavilion, is an experience-based installation shaped by visitors picking up one of 200 toy babies. It is also an AI-powered project by Ei Arakawa-Nash that approaches the subject of babies and childcare from a diasporic and queer perspective. In this visual space shaped by the flow and experience of the audience, the practice of baby care is presented not only as an emotional but also as a structural event and a socially and historically gendered form of labor. Through the simple yet challenging act of holding a baby, visitors are invited to engage physically and emotionally with the often-invisible labor of care.
Japonya Pavyonu’nda yer alan Grass Babies, Moon Babies, ziyaretçilerin 200 oyuncak bebekten birini kucağına almasıyla şekillenen deneyim esaslı bir düzenleme. Aynı zamanda Ei Arakawa-Nash’ın, bebek ve bebek bakımı meselesine diasporik ve queer bir perspektiften yaklaştığı yapay zeka destekli bir proje. Burada İzleyici akışı ve deneyimiyle şekillendirilen bir görsel alanda, bebek bakım pratiği mesle edilerek, sadece duygusal değil, aynı zamanda yapısal bir hadise ve sosyal ve tarihsel olarak cinsiyetlendirilmiş bir emek biçimi olarak takdim ediliyor. Ziyaretçiler, bebekleri tutmak gibi basit ama zorlu bir eylem aracılığıyla, genellikle görünmez olan bakım emeğiyle fiziksel ve duygusal olarak etkileşime girmeye davet ediliyor
ALMANYA / GERMANY
HenrIke Naumann ve Sung TIeu: RUIN, CURATOR: Kathleen ReInhardt, GIardInI.
Henrike Naumann, Behind the Front Line, 2026, Exhibition view, Ruin, German Pavilion at the 61st Venice Biennale. Source: La Biennale di Venezia; photograph: Jens Ziehe. / Sung Tieu, Human Dignity Must Be Inviolable, 2026, Exhibition view, Ruin, German Pavilion at the 61st Venice Biennale. Courtesy of La Biennale di Venezia; Photo by: Andrea Rossetti
https://www.ifa.de/en/press-release/german-pavilion-at-biennale-arte-2026-ruin/
The German Pavilion, with its neoclassical architecture laden with associations from the fascist era, presents Henrike Naumann and Sung Tieu in an exhibition titled Ruin. Naumann, who passed away recently, explores her life in East Germany and the politics of reunification through a categorised display of various objects set against a military barracks-green wall. Pictures, ornate weapons, keys, chairs and other objects are arranged side by side within an installation layout. This dense and compelling arrangement renders visible, through the medium of objects, elements of the past—particularly the domestic life she recalls as a space reflecting Soviet ideology. Sung Tieu, whose rich contributions complement this arrangement, presents a mosaic outside the building that envelops the entire structure and renders the iconic Germania sign above the entrance illegible. Forming a kind of smooth architectural skin, the mosaic -beaten with graffiti- refers to the prefabricated apartment block in East Berlin where the artist grew up and which was predominantly home to Vietnamese workers. Like Naumann, Tieu is also concerned with Germany’s intertwined history and, in particular, the legal uncertainty faced by Vietnamese workers following reunification in the 1990s. This comprehensive installation, which examines the recent history of oppression, violence, persecution and exclusion through two distinct perspectives from outside the centre, transforms architecture, history and psychology into a dynamic of productive tension within the realm of memory and remembrance, achieving a profoundly compelling unity.
Faşizm dönemine ait çağrışımlarla yüklü neoklasik bir mimariye sahip Alman Pavyonu, Ruin /Yıkıntı adlı sergiyle Henrike Naumann ve Sung Tieu’yu takdim ediyor. Yakın geçmişte hayatını kaybeden Naumann, Doğu Almanya’daki yaşamını ve birleşme politikalarını askeri kışla yeşili bir duvara karşı çeşitli nesnelerin sınıflandırılmış bir gösterimiyle ele alıyor. Resimler, süslü silahlar, anahtarlar, sandalyeler ve diğer eşyalar bir entalasyon düzeni içinde yan yana sıralanıyor. Yoğun ve ilgi çekici bu düzenleme, Naumann’ın geçmişin unsurlarının -özellikle Sovyet ideolojisinin yansıdığı bir alan olarak hatırladığı ev yaşantısını nesneler dolayımında görünür kılıyor. Bu düzenlemeyi tamamlayan zengin katkılar sağlayan Sung Tieu ise, binanın dışında, her yeri saran ve girişin üzerindeki ikonik Germania tabelasını okunmaz kılan bir mozaikle karşımıza çıkıyor. Grafitiyle dövülmüş bir tür pürüzsüz mimari deri oluşturan mozaik, sanatçının büyüdüğü ve çoğunlukla Vietnamlı işçilerin barındığı Doğu Berlin’deki prefabrik apartman bloğuna gönderme yapıyor. Naumann gibi Tieu da, Almanya’nın iç içe geçmiş tarihiyle ve özellikle 1990’larda birleşmeden sonra Vietnamlı işçilerin içine düştüğü yasal belirsizlikle ilgileniyor. Son dönemde etkin olan baskı, şiddet, zulüm ve dışlanma tarihini, merkez dışından gelen iki ayrı bakışla irdeleyen bu kapsamlı enstalasyon; hatıra ve hafıza aralığında mimarlık, tarih ve psikolojiyi üretken gerilimin dinamiği haline getirerek, son derece etkileyici bir bütünlük kazanıyor.
İTALYA / ITALY
CHIARA CAMONI: CON TE CON TUTTO, CURATOR: CECILIA CANZIANI, ARSENALE
9 May – 22 November 2026, Italy Pavilion / Padiglione Italia, Biennale Arte 2026, 61st International Art Exhibition, La Biennale di Venezia © Photo by Marco Zorazonello, Courtesy: La Biennale di Venezia
The installation titled Con te con tutto, located in the Italian Pavilion, expresses Chiara Camoni’s way of life and work by multiplying her interpretations, sounds and presences. By organising the two-part space at the Arsenale into vertical and horizontal sections, it establishes a relationship between the body of the sculpture and the bodies of the visitors. In the first space, visitors are met by life-sized sculptures incorporating not only botanical elements but also artificial materials such as plastic, rubble and objects. These archaic-looking figures present themselves as guardians of a world where any kind of matter can develop. In the second space, illuminated by natural light, a domestic arrangement reveals a world in the process of formation.
İtalyan Pavyonu’nda yer alan Con te con tutto adlı düzenleme, Chiara Camoni’nin yaşam ve çalışma biçimini, yorumlarını, seslerini ve varlıklarını çoğaltarak ifade ediyor. Arsenale’deki iki bölümlü mekânı, dikey ve yatay olmak üzere düzenleyerek heykelin bedeni ile ziyaretçilerin bedenleri arasında bir ilişki kuruyor. İlk mekânda, ziyaretçileri bitkisel unsurların yanı sıra plastik, moloz ve nesneler gibi yapay malzemeleri de içeren gerçek boyutlu heykellerle karşılıyor. Arkaik görünüme sahip bu figürler, her türlü maddenin gelişebileceği bir dünyanın koruyucuları olarak kendilerini sunuyor. Doğal ışıkla aydınlamış ikinci mekânda ise, evsel bir düzenleme, oluşum aşamasındaki bir dünya gözler önüne seriliyor.
ÖZBEKİSTAN / UZBEKISTAN
The Aural Sea, CURATOR: Do Tuong LInh, ARTISTS: Nguyen Thanh Chuong, Doan ThI Thu Huong, BuI Huu Hung, Le Hoang Nguyen, TrInh Tuan, DInh Van Quan, Nguyen Truong LInh, TrIeu Khac TIen, Le Nguyen ChInh, Le Huu HIeu, Arsenale.
9 May – 22 November 2026, Uzbekistan Pavilion, Biennale Arte 2026, 61st International Art Exhibition, La Biennale di Venezia © Photo by Marco Zorazonello, Courtesy: La Biennale di Venezia
Located in the Arsenale, the Uzbekistan Pavilion is a large-scale installation that seeks to address the ecological transformation of the Aral Sea through legend, fiction and collective imagination. The exhibition explores lived experiences and developments that link environmental crises. It brings together a diverse range of practices, spanning from scientific modelling to folkloric imagination, and from monumental textiles to intimate handicrafts. It treats the Aral not as a problem to be solved, a field of knowledge or an event of environmental loss, but as a living space redefined within the context of memory, storytelling and possibilities for renewal.
Arsenale’de konumlanan Özbekistan Pavyonu, Aral Denizi’nin ekolojik dönüşümüne efsane, kurgu ve kolektif hayal gücü aracılığıyla yaklaşmaya çalışan büyük bir düzenleme. Sergi, yaşanmış deneyimlerin ve çevresel krizleri birbirine bağlayan gelişmelerin peşinde. Bilimsel modellemeden folklorik hayal gücüne, anıtsal tekstilden samimi el sanatlarına kadar uzanan çeşitli pratikleri bir arada sunuyor. Aral’ı çözülmesi gereken bir sorun, bir bilgi alanı ve çevresel kayıp olayı olarak değil, hafıza, hikâye anlatımı ve yenilenme olasılıkları bağlamında yeniden şekillendirilen bir yaşam alanı olarak ele alıyor.
İngiltere / GREAT BRITAIN
LubaIna HImId: PredIctIng HIstory: TestIng TranslatIon, Curator: Ese Onojeruo, Soundscape: Magda Stawarska, GIardInI.
9 May – 22 November 2026, Great Britain Pavilion, Biennale Arte 2026, 61st International Art Exhibition, La Biennale di Venezia, © Photo by Adrea Avezzù, Courtesy: La Biennale di Venezia
Through 26 questions that define the exhibition’s conceptual framework, Lubiana Himid seeks to construct a space for reflection that explores the issue of not belonging. Through a sequence comprising five large, multi-panel paintings, she depicts a world in which some figures move freely and can easily blend in, whilst others become visible and are recorded as out-of-place. Consequently, these scenes resemble meticulously choreographed depictions of how we navigate social life. Thus, Architects, Tailors, Chefs and Gardeners features a series of characters whose identities are emphasised through their bodies. It is as though they all, in a pose that expresses the creative challenges of adapting to a new environment, dramatically convey an expectation of coexistence on the threshold of psychological transformations. It is worth noting that Lubiana Himid adopts an ironic and realistic approach that successfully updates the tradition of portraiture. She persistently uses black figures in her paintings. Depending on the context, this depiction -which appears peaceful and serene- evolves into a dark and melancholic position, pursuing a critical and humorous intensity that transcends the rhetoric of the black figure. Consequently, these paintings, which evoke concepts such as identity, migration, belonging and difference, are filled with narratives dedicated to the unbearable difficulties of being together or living together.
26 soru bağlamında serginin düşünsel çerçevesini belirleyen Lubiana Himid, bir yere ait olamama meselesini müzakere eden bir düşünme alanı inşa etmeye çalışır. Beş adet büyük ve çok panelli resimden oluşan bir dizilimle, bazılarının özgürce hareket ettiği ve kolayca karışabileceği, bazılarının ise görünür hâle gelerek yersiz olarak kaydedildiği bir dünyayı anlatır. Dolayısıyla bu sahneler, toplumsal hayatta nasıl hareket ettiğimizin dikkatle betimlenmiş koreografik görünümleri gibidir. O yüzden Mimarlar, Terziler, Şefler ve Bahçıvanlar, bedenlerin aidiyeti üzerinden vurgulanmış bir dizi karakteri içerir. Sanki, hepsi de, yeni bir ortama uyum sağlamanın yaratıcı zorluklarını ifade eden bir duruş içinde ve psikolojik dönüşümlerin eşiğinde birlikte yaşamaya yönelik bir beklentiyi dramatik biçimde ifade etmektedir. Dikkat edilirse Lubiana Himid, boyaresim geleneğini başarılı bir şekilde güncelleyen ironik ve gerçekçi bir yaklaşım içindedir. Resimlerinde ısrarla siyah figürleri kullanır. Yerine göre, huzurlu ve dingin görünen bu betimleme, siyah figür retoriğini aşan eleştirel ve mizahî yoğunluğun peşinde ızla karanlık ve hüzünlü bir konuma evrilir. Dolayısıyla kimlik, göç, aidiyet ve farklılık gibi kavramları duyumsatan bu resimler, bir arada olmanın ya da birlikte yaşamanın dayanılmaz zorluklarına adanmış anlatılarla doludur.
Belçika / BELGIUM
MIet Warlop: It Never Ssst, CURATOR: CarolIne DumalIn (MARPHO), GIardInI.
9 May – 22 November 2026, Belgium Pavilion, Biennale Arte 2026, 61st International Art Exhibition, La Biennale di Venezia, © Photo by Jacopo Salvi, Courtesy: La Biennale di Venezia
https://www.belgianpavilion.be/en/projects/belgian-pavilion-2026
With her work It Never Ssst, Miet Warlop transforms the Belgian Pavilion into a tension-filled space where language, music and collective disorientation collide. Words cast in plaster circulate throughout the space, are carried, passed from hand to hand, dragged along and broken. The quest for meaning undertaken with these unstable fragments actually defines the character of this exhibition or performance. A group of musicians and dancers perform an increasingly absurd ritual whilst moving through a turbulent atmosphere: they continue to advance by resisting surrender and stagnation. Clearly, this work reflects a spiritual turmoil oscillating between despair and the desire to transcend it to reach more meaningful and beautiful states. It seeks to draw our attention to the fragile thresholds that are ever-present in a language where words have lost their stability and are felt rather than understood. Even after the performance has ended, the words left behind continue to echo in this space, as if they were the poetry of chaos.
Miet Warlop, It Never Ssst adlı eseriyle Belçika pavyonunu, dilin, müziğin ve kolektif yönelim bozukluğunun çarpıştığı, gerilim dolu bir alana dönüştürüyor. Alçıdan yapılmış kelimeler mekân boyunca dolaşıyor, taşınıyor, elden ele geçiyor, sürükleniyor ve kırılıyor. Bu dengesiz parçalarla girişilen anlam arayışı, aslında bu sergi veya performansın karakterini belirliyor. Bir grup müzisyen ve dansçı, çalkantılı bir atmosferde hareket ederken giderek absürtleşen bir ritüeli sahneliyor: teslimiyete ve durağanlığa direnerek ilerlemeye devam ediyor. Belli ki bu çalışma, umutsuzluk ile onu aşarak daha anlamlı ve güzel durumlara ulaşma arzusu arasında gidip gelen ruhsal bir karmaşayı yansıtıyor. Kelimelerin istikrarını kaybettiği ve anlaşılmaktan ziyade hissedilen bir dilde her zaman mevcut olan kırılgan eşiklere dikkatimizi çekmek istiyor. Sergilenen performans sona erdiğinde bile, geride kalan kelimeler, adeta kaosun şiiri olarak bu ortamda yankılanmaya devam ediyor.
SIRBİSTAN / SERBIA
PREDRAG DYAKOVIC: THROUGH GOLGOTHA TO RESURRECTION, CURATOR: THOMÀS KOUDELA, GIARDINI.
9 May – 22 November 2026, Serbia Pavilion, Biennale Arte 2026, 61st International Art Exhibition, La Biennale di Venezia, © Photo by Luca Zambelli Bais, Courtesy: La Biennale di Venezia
Predrag Djaković’s installation From Golgotha to Resurrection brings together photographs, personal archives, maps and administrative documents that interrogate 20th-century memory. Rather than a linear narrative, it engages with the question of how memory persists through the mediation of objects. Consequently, objects such as suitcases, and the arrangements of objects created, take on significance here as critical elements that question the processes of collective identity formation. Indeed, the suitcases, displayed in stacks, possess a multiplicity of meanings that evoke the forced mobility, deportations, exiles, migrations and failed returns that shaped the century. It is entirely apt to describe this as a ‘mobile archive’. Furthermore, this arrangement of objects, which evokes the archetypes of collapse and potential rebirth, draws our attention to the expressive power and continuity of a new shared language of values following the loss of authority of inherited models.
Predrag Djaković’in Golgota’dan Dirilişe adlı enstalasyonu, 20. yüzyıl hafızasını sorgulayan fotoğrafları, kişisel arşivleri, haritaları ve idari belgeleri bir araya getiriyor. Doğrusal bir anlatı yerine, hafızanın nesne dolayımında varlığını ne şekilde sürdürdüğü konusu ile meşgul oluyor. Dolayısıyla valiz gibi seçilen nesneler, oluşturulan nesne düzenleri, kolektif kimliklerin oluşum süreçlerini sorgulayan kritik unsurlar olarak önem kananıyor burada. Nitekim istiflenerek sergilenen valizler, yüzyılı şekillendiren zorunlu hareketliliği, sınır dışı edilmeleri, sürgünleri, göçleri ve başarısız geri dönüşleri çağrıştıran bir anlam çokluğuna sahip. Adeta hareketli arşiv olarak adlandırılması çok yerinde. Dahası, çöküş ve potansiyel yeniden doğuş arketiplerini çağrıştıran bu nesne dizilimi, miras alınan modellerin otoritesini yitirmesinin ardından yeni bir ortak değerler dilinin ifade gücüne ve sürekliliğine dikkatlerimiz çekiyor.
Slovenya / SLOVENIA
Nonument Group (Neja TomšIč, MartIn BrIcelj Baraga, NIka Grabar, MIloš Kosec: SOUNDTRACK FOR AN INVISIBLE HOUSE, CURATOR: Nataša PetrešIn-Bachelez, Arsenale
Nonument Group: Sessiz Bir Ev İçin Film Müziği, 9 May – 22 November 2026, Slovenia Pavilion, Biennale Arte 2026, 61st International Art Exhibition, La Biennale di Venezia, © Photo by Luca Zambelli Bais, Courtesy: La Biennale di Venezia
Set within a space filled with the ruins of previous exhibitions, the Slovenian Pavilion uses the narrative of ruins as its fundamental framework. In doing so, it treats ruins both as a metaphor for the endless cycle of cultural production and for the unsettling realities of history. Furthermore, the mirrors installed within the space draw viewers in by creating the illusion that the area extends infinitely. Drawing on the ruins of a mosque destroyed during the war, the exhibition draws attention to the competing narratives of religion, spirituality, identity, history and cultural heritage within the debate over whether the site should remain in ruins, be transformed into a memorial park, or be completely rebuilt. While the space is left to its own instability, the sounds of birds, wind and flowing water heard amidst the piles of concrete and rubble complete this installation as a soothing scene.
Önceki sergilerin kalıntılarıyla dolu bir alanda konumlanan Slovenya Pavyonu, bir enkazı anlatısını esas zemini haline getiririyor. Böylece, hem kültürel üretimin sonsuz döngüsünü, hem de tarihin rahatsız edici gerçekliklerinin bir metaforu olarak enkazı ele alıyor. Burada ayrıca mekâna yerleştirilen aynalar, alanın sonsuza dek genişlemesini sağlayarak izleyicileri içine çekiyor. Savaş döneminde tahrip edilmiş bir cami yıkıntısından hareketle söz konusu alanın harabe olarak kalması, bir anıt parkı haline gelmesi ya da tamamen yeniden inşa edilmesi gerektiği konusundaki tartışmalar düzleminde birbiriyle rekabet eden din, maneviyat, kimlik, tarih ve kültürel miras anlatılarına dikkatler çekiliyor. Mekân yine kendi istikrarsızlığı ile baş başa bırakılırken, beton ve moloz yığınlarının arasına duyulan kuş, rüzgar ve akan su sesleri, yatıştırıcı bir manzara olarak bu enstalasyonu tamamlıyor.
Kaynaklar
1- “Venice Biennale 2026 Highlights: Arsenale & Giardini”, ArtReview, Venice Biennale 2026, 8 May 2026,. https://artreview.com/venice-biennale-2026-national-pavilion-highlights/
2- Lanre Bakare, “We put our heads above the parapet’: Lubaina Himid on winning her 40-year battle to storm the Venice Biennale”, The Guardian, 5 May 2026. https://www.theguardian.com/artanddesign/2026/may/05/parapet-lubaina-himid-venice-biennale-britain
3- Andrew Durbin, “National Pavilions Review: Who’s Afraid of Meaning?”, Frieze, 06 May 2026, https://www.frieze.com/article/venice-biennale-2026-national-pavilions-review-whos-afraid-meaning
4- “The Insider’s Brief: No 710”, Selection, 7 May 2026. https://selectionsarts.com/the-insiders-brief-n710-1-may-11-may-2026/
5- https://www-labiennale-org/art/2026/national-participations
Hazırlayanlar / Prepared by Prof. Gülay Yaşayanlar & Prof. Mümtaz Sağlam / Copyright © Mayıs 2026, Tüm hakları saklıdır.
61ST INTERNATIONAL ART EXHIBITION (CENTRAL PAVILION – ARSENALE)
1– Senzei Maresela, (South Africa), Wall Reefs 104, Detail, 1995-2025, Arsenale, Photo by Luca Zambelli Bais 2- Valid Raad, Far from quieting – Kuwait, Detail, Arsenale, Photo by Marco Zorzanello 3– Marcia Kure, Roadkill III, 2025-2026, Detail, Arsenale, Photo by Andrea Avezzù 4– Kenedy Yanko (USA), Disciples of joy in the material world, 2025, Detail, Arsenale, Photo by Luca Zambelli Bais 5- Sahrap Hura, (India), Things Felt But Not Quite Expressed and Timeless, 2026, Installation view, Arsenale-Giardini, Photo by Andrea Avezzù 6- Georgina Maxim, (Zimbabwe) Borrowed books and underlined statements, 2023-2026, Detail, Arsenale-Giardini, Photo by: Marco Zorzanello, © 61st International Art Exhibition, La Biennale di Venezia, In Minor Keys, Courtesy of La Biennale di Venezia
SELECTED Other exhIbItIons In VenIce
1- Erwin Wurm: Dreamers, 6 May-22 November 2026, Museo Fortuny 2- Lee Ufan, 9 May-22 November 2026, Dia Art Fondation SMAC Venice, San Marco Art Centre. 3- Arthur Jafa & Richard Prince: Helter Skelter, 9 May-23 November 2026, Fondazione Prad-Ca’Corner Della Regina 4- Michael Armitage, 29 March 2026-10 January 2027, Pinault Collection Palazzo Grassini 5- Marina Abramoviç: Transforming Energy, 6 May-19 October 2026, Gallerie Dell’Academia 6– Lorna Simpson: Third Person, 29 March-22 November 2026, Pinault Collection, Punta della Dogana 7– Anish Kapoor, 6 May – 9 August 2026, Palazzo Manfrin 8- Hernan Bas: The Visitors, 7 May – 30 August 2026, Ca’Pasero Galleria Internazionale d’Arte Moderna 9- David Salle: Painting in the Present Tense, 6 May-27 September 2026, La Galleria Palazzo Cini.
NİLBAR GÜREŞ
saglamart; dinamik bir anlayış ile hareket eden, kültür-sanat ortamındaki olay ve olgulara, sanatçı tavırlarına, yapıtlara ve yayınlara odaklanan bağımsız bir yayın etkinliğidir. Tüm hakları saklıdır. Görüntü ve yazılar izinsiz kullanılamaz. / saglamart is an independent publishing initiative driven by a dynamic vision, focusing on events and developments in the cultural-artistic landscape, artist perspectives, works, and publications. All rights reserved. Images and texts cannot be used without permission.
